Bir Besiktas vapuru degil. (Taken with Instagram at Staten Island Ferry)

Bir Besiktas vapuru degil. (Taken with Instagram at Staten Island Ferry)

New York yine Londra’ya ozendi. Arada yapiyor bunu. (Taken with Instagram at Elmhurst, NY)

New York yine Londra’ya ozendi. Arada yapiyor bunu. (Taken with Instagram at Elmhurst, NY)

Yurt Dışı Hayalleri

Sanırım ortaokul yıllarımdı. Herkesin hayaller kurduğu, geleceği ufak ufak planlamaya başladığı yıllar. Kaptan olmak istiyordum ben o yıllarda. Herkese sorardı öğretmenler “len ! ne olmak istiyon bakim sen”. Öğretmen, doktor, polis, mühendis… Her meslek gruplarından sıkıyordu millet. Kaptan dedim ben. Süvari olmak istiyorum dedim. Neden diye sorduklarında, her yeri görmek gezmek istiyorum derdim. Sonra lise yılları geldi. Gerçeklerin ve hayatın ufacıcıkta olsa ucundan gösterdiği teaser verdiği yıllar. Ben hala kaptan olmakta kararlıyım. Lise son ve sınav dönemleri. Kaptanlık dediğimiz aslında güverte zabitliği diye adlandırılan bölüm o zaman sadece 3 üniversitemizde var. İTÜ, KATÜ ve Kıbrıs’ta bir özel üniversitede. Puanlar uçuk, Burçin tembel. Olmadı tabi. Mersin’e inşaat okumaya gittik. Kaptan olmak, denizlere açılıp yeni ülkeleri yeni insanları tanımak bende nah tokmak kadar büyüklüğünde bir heves olarak kursakta kaldı.



Dedim ulan madem kaptan olamadık, gemiyle yatla gidemeyeceğiz, yayan gidelim. Ha bunu sadece gezeyim tozayım diye demiyorum artık. Üniversitede gördüm ki ülke ekonomisi patates, mezun olsam gelecek namına bir şey yok, eğitim tıraş, devlet tırt… Lan dedim kendi kendime ki kendime karşı çok kabayımdır. Lansız ulansız konuşmam asla kendim ile. Neyse, lan dedim olum burada hayat kurulmaz, çocuk büyütülmez. Gelecek namına sıfır beklentim var ülke ile ilgili. Sene 2006-2008 arası. Akepe sağlam sağlam basıyor adımlarını. Yıkılmaz kaleler kuruyor herifler. Dedim ki idealist vatansever mi olsam acaba. Derneklere üye olayım eylemlere katılayım çaba göstereyim falan. Yemedi, tembelim zaten dedim ya. Uğraşamadım. Elbette ümidim olmadığından kaynaklanıyor. Siyaset yapma lan kendim !

Ülkeden beklenti kalmayınca, zaten aklım gezmede tozmada değişik yerleri görmekte; başladım araştırmalara. Göçmenlik nasıl bir şey, ne gibi hakları var, hangi ülkeye nasıl gidilir, ülkelere girerken alınan vizeler ve şartları gibi gibi gibi. O sıralar her yerde greencard(yeşil kart) ilanları reklamları falan var ki hala var. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diyerekten yöneldim greencard(çok kullanacağım için gc şeklinde kısaltacağım) mevzusuna. Gc; Amerikan hükümetinin ülkeye çeşitlilik sağlamak amacı ile dünya üzerinde ki bir çok ülkeden, ülkelere belirli kota ve bazı kriterler koyarak, bu kriterleri sağlayan kişilerin başvuruları ile gerçekleştirilen bir piyango. Bu piyango neticesinde eğer kazanırsanız tekrar bazı kriterleri sağlamanız ve onları ispat etmeniz isteniyor. Kriterleri sağladığınız zaman Amerika’ya zaman sınırsız oturum ve çalışma izni hak ederek, göçmen statüsünde ülkeye gidebiliyorsunuz. Kriter derken korkmayın. 18 yaş üstü lise ve dengi okul bitirmiş, eğer okumadıysa bir uzmanlık alanında son 5 sene içerisinde 2 yıl çalışmış olmak yeterli. İngilizce bilmeniz gerekmiyor, yaşınız statünüz önemli değil. Evet işte bildiğiniz piyango. Herkese çıkabiliyor. Kişiler başvuruyor, başvurular bilgisayar ortamında tamamen rastgele seçiliyor. Dünya üzerinde yaklaşık 55 bin kişi seçiliyor her sene. Tabi mülakatta elenenler, mülakatı geçip gitmekten vazgeçenler hatta mülakattan önce hiç elini bulaştırmayanlar oluyor.

Benim ilk öğrendiğim eskisi gibi kağıttan formlar ile değil sadece ve sadece online başvuru yapılabileceği oldu. Başladım gugıl amcaya sormaya. Gc diye aratıyorum bir sürü sayfa çıkıyor fakat pek bir sağlam bilgi yok hiç birisinde. Hep üstün körü, genel bilgiler. Bilgiden çok Amerika’da ki yaşamı boyayan, okuyanı gaza getirmek için bir sürü laf oyunlarına girilmiş yazılar ve mükemmel fotoğraflar. Eski müşterilerinden de yazılar güya “Lan olum gelin lan. Bura çok güzel. Aha bak ben hemen ev aldım. Aha buda evim.” şeklinde. Nasıl gidiliyor, iş-yaşam ne durumda, eğitim desem ne diyeceksin, sağlık kurumları ne durumda hamile kadını 10 hastahane gezdiriyorlar mı ? gibi ve benzeri kıl soruları soramıyorsun tabi. Bir keresinde bir şirkete mail attım. Sordum sorularımı. Cevap geldi, biz gidip yaşamadık sadece gönderiyoruz diye. Neti alt üst ediyorum tabi. Nereye tıklasan aracı firmalar danışmanlık şirketleri çıkıyor karşına. 10$’a başvurunuzu yapanda var 500$’da. Bir çoğunun sahtekar olduğunu daha sonra öğreniyorsunuz elbette. Ha bu arada Kanada’sı ossun Avusturalya’sı ossun Asya’sı ossun araştırılıyor aynı zamanda. Fakat bu gc muhabbeti her yerde olduğundan buna daha ağırlık veriyorum.



Sene 2006 sonu. Bir site ile karşılaştım. Yine gc başvurusu için bir aracı firma. Fakat bunlar forum sitesine sahipler. Forumu bir inceledim. Aradığım ilacı buldum. İlacımın adı mezun.com. Şu anda bu site fazlasıyla büyüdü. O zamanlar sade bir yapısı vardı. Şu anda cidden biraz karmaşık. Kendi ana sitelerinden departman departman ayırdılar gibi alt sayfalarını. Gerçi arayan belasını da buluyor mevlasını da. Onun için siteyi tanıtmaya gerek yok. Lazım olan araştırsın bu siteyi.

Bu sitenin forumunda bir racon var yalnız. Öyle aklına estiği gibi konu açıp soru sorarsan kimse seni tınmaz. Çünkü senin sorduğunu daha önce bilmem kaç yüz kişi sormuştur zaten. Forumun eski sayfalarındadır. Ben yaklaşık bir sene üye olmadan sadece okudum burayı. 2007’de üye oldum ve bilgili bilgili uç soruları sormaya başladım. Forum sadece Amerika değil, diğer ülkeleri de tanıtıyor. İlk gc başvurumu sene 2007 de mezun.com ile yaptım. Başvurumu yapmadan önce çok araştırdım. New York’ta yüksek yapmış akrabama sordum. Kesinlikle oradan yap, ben kazandım sadece süreci takip edemedim dedi. Kısaca güvenilirdi, çünkü forumda neler okumuştum. 

Ne dolandırıcılıklar dönüyor bu olaylarda. Kazandınız deyip sizden 800$ istemeler, Amerika’ya belli bir teminat yatırmanız gerekiyor deyip kendi hesap numaralarını verenler, biz sizin yerinize başvururuz deyip paranızı alıp başvurmayanlar gibi gibi gibi.

O zaman ufak bir açıklama yapalım gc için. Gc’ye başvuru ücretsiz ve Amerika’nın kendi sitesinden yapılmaktadır. Adresi Şudur ! Bu adresten kendiniz birazcık ingilizce ile başvurunuzu yapabilirsiniz. Hiç bir aracı firmaya, danışman firmaya ihtiyacınız yok. Ücretsizdir. Sonbahar ayında sanırım ekim/kasım ayında açılıyor başvurular aralık ayında bitiyor. Mayıs ayında da yine aynı siteden açıklanır. Benim gibi ingilizcem yetmez, ben beceremem diye korkuyorsanız mezun.com ile ufak bir ücret karşılığında başvurabilirsiniz. En son 25 liraydı sanırım.



2007 sonbaharında başvurdum. 2008 baharında açıklandı. Çıkmamıştı bana. Nedense kendimi çok hazırlamıştım kesin çıkar diye. Tekrar araştırmalara giriştim. Dedim bu yöntem bizi aşar. 10 senedir başvuranlar vardı. Sonuçta şans işi ve sadece senede bir kere çekiliyor. Amerika hakkında fazlaca bilgi sahibi oldum tabi bu süreç içerisinde. Artık başka ülkeleri araştırmıyordum. Amerika üzerine yoğunlaşmıştım. Lan o değilde çok ciddi yazıyorum ha. Buralar önemli ondan. Sonra cıvıtıcam az bişi. Konumuza dönelim :P Amerika’ydı hedef artık. Farklı yollar bulup gelmeliydim. Vizeleri araştırdım. Öğrenci, işçi, yatırımcı, turist gibi vize alma yöntemleri vardı. Bunların içinde en yormayanı ve bana uyanı öğrenci. İsmi “F-1”. F-1 vizesini almak diğer vizelere nazaran daha kolay. Dil kursu ile bile alabiliyorsunuz ki çoğu kişi buna başvuruyor. New York, Manhattan’da çokça dil kursu var. Bu dil kurslarına Türkiye’den o kadar rağbet var ki bir çoğunda Türkçe bilen yada Türk çalışanlar var. Bunları araştırırken bir yandan da kaynak bulmaya çalışıyorum maddi olarak. Aaa ! Söylemeyi unuttum. Benim ailemin maddi durumu anca yaşayacak kadar. Ekstra bir harcama söz konusu değil. Ev kira iş yeri kira bir kıçı kırık araba var o kadar. E kardeşim ve bende okul derdinde. 2 çocuk okutuyorlar. Baba esnaf ki krizler mahvetti adamı. Kısaca öyle kolay çıkış yolum yoktu. Hani maddi durum iyi olsa turist olarak gelir bir şekilde kalırdım. Amerika’ya olay gelene kadar. Geldikten sonra çıkaramıyorlar seni kolay kolay. Hata yapma, suç işleme, ölene kadar yaşarsın burada. 15 senedir kaçak yaşayanlar tanıyorum. Amerika namına ne bir kimlik ne bir vergi numarası. Hiç bir şeyleri yok. Bu ülkede silik gibiler fakat yaşıyorlar. Altlarında araba, bankada hesap, hatta iş yerleri var. Önemli olan bir şekilde bu ülkeye girebilmek. F-1’daydık en son. Evet. Dil kursları ile irtibata geçtim. Bunlardan bilgi aldım. Zoni diye bir okul var. Burasını çizdim kafamda. Bu dil kursu aracılığı ile gelecektim ki şöyle bir durum var. Siz bir okulda karar kılıyorsunuz. O okula belli bir para yatırıyorsunuz ben sizin kursunuza gelmek istiyorum diye. Onlarda size “I-20” isminde bir form gönderiyorlar. Bu form ile konsolosluğa gidip “Bak hele ! Ben bu sizin memlekette ki kursa yazıldım. Aha parasını ödedim dekontu burada. Onlarda beni davet etti buda I-20 belgem” diyorsun. Onlar sana gün veriyor. Mülakattan geçiyorsun. Sonra şartlar uygunsa seni gönderiyorlar. Yalnız şöyle bir durum var. Mesela; 20’li yaşlardasın. Okul yok yada bitmiş, iş yok, bankada iyi bir geçmişin yok. O zaman gerçekten dil kursuna gitmek istesen bile gidemiyorsun. Çünkü sen potansiyel kaçaksın. Eğer bir şekilde seni potansiyel kaçak olarak görürlerse vermiyorlar vizeyi.

Gel zaman git zaman ben tabi 2008 sonbaharında yine başvurumu yapmışım. 2009 mayıs geldi. Ben bana çıkmaz nasılsa diye gc ile ilgilenmiyorum artık. F-1 ile ilgileniyorum. Amacım öğrenci olarak gelip kalmak. Sonra bakarım diyorum ne yapacağıma. Amerika’dan akrabanın arkadaşına ulaştım. Okulu ayarladım gibi sen gidip I-20 belgesini alıp bana kargo edermisini falan soruyorum. Oda tamam falan derken, bir gün eve geldim. Komşu teyze “olum bak sana bir zarf geldi” dedi. Zarfa bir baktım. İlk dediğim “yok artık !” oldu. Çünkü kazananlara gönderilen ilk zarftı. O zarfı nette çok zaman görmüştüm. Boyutunu falan biliyordum şeklini şemalini. İnanmadım hala. Aldım elime. Kentucky Consular Center yazıyordu. Eve girdim. Yatağın üzerine attım zarfı ve baktım uzun uzun. Açamadım ilk başta. Cidden istiyordum çünkü bunu. Benim hayatımı değiştirecek bir şey sonuçta. En sonunda açtım. Gc tahlilerine gelen ilk formlar ve bilgilendirme yazıları bulunuyordu ingilizce. Şok oldum. Ve hemen tekrar bilgisayarın başına oturup, şimdi neler yapmalıyı araştırmaya başladım…





Formların doldurumu, gerekli belgelerin hazırlanması, mülakat bir sonraki yazıda olacak. Okuduysanız helal olsun valla. Fazla uzun yazdım sanırım. Sorular olursa sorun, cevaplarım…



Amerika Günlüğü

Ben Burçin Mumcuoğlu. 24 yaşında Amerika’da yaşayan biriyim. Kendimi diğer yazılarda tanıtacağım fazlasıyla. İnternet ile ilgili, meraklı bir kullanıcıyım. Sosyal medya, sosyal ağ, reklamcılık, pazarlama, fotoğrafçılık gibi amatör meraklarım var. 

Burayı ne amaçla kullanacağıma gelince. Artık buradan Amerika’ya gelmeden önce bura ile ilgili düşüncelerimi, geliş maceramı ve geldikten sonra yaşadığım tecrübeleri anlatacağım. Genelde ilk başlarda greencard, göçmenlik, vize işlemleri gibi konulardan bahsetsemde daha sonraları buraya geldiğimde neler yaşadığımı mümkün olursa gün ve gün aktaracağım. Bu başlangış yazısı bilgilendirme girişi olsun. Genelde bu konular üzerinde yazacağım.

Soru ve meraklarınızı yada eleştirilerinizi sakınmayınız.

Hayırlı uğurlu olması dileğiyle (: